Mustafa İNAN

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak…

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak

Mayıs17

Bu bir otobiyografidir.

Doğum tarihimdeki birler hayat boyu peşimi bırakmadı. (’01.11′) Annanemi ben değil, annem bile hiç göremedi. Hecelemeyi ve okumayı dedemden öğrendim. 12.06.1999 günü o hayatta yoktu. Mezar taşında “Mehmet oğlu, Mustafa İNAN” diye yazıyor. (Benim babamın adı da Mehmet’tir.)

Asla yemek seçmedim. Sudan’da, kıtlık sırasında çekilen fotoğrafı henüz unutmadım. Çok küçük bir çoçuk, az ilerdeki Birleşmiş Milletler yemek kampına doğru sürünüyor. Hemen gerisinde bir akbaba ise onun ölmesini bekliyor. Kevin’ın fotoğrafı çektikten sonra o çoçuğa yardım etmemesini ve 3 ay sonra intihar etmesini hiç affetmeyeceğim.

Koray Spor‘u kaymakamlığa şikâyet eden ve Nike‘ın şikâyeti haklı bulup ürünü değiştirme talimatı vermesine sebep olan adam benim. Her sabah odamdaki “Herkesin bırakıp gittiği noktada sen dayanabilirsen tek, adam oldun demektir” yazılı kâğıda bakar ve Jerry‘nin taktiğini uygularım. Bu taktiğin her zaman işe yaradığına inananlardanım.

Makarnayı yoğurtsuz yemeyi hiç başaramadım. Ekmeği marketten almak yerine fırından almak için çok değil, 50 metre daha fazla yürürüm. Bu 50 metrenin bana çok şey kazandırdığını hep hissederim.

Birçok kişinin anlamamasına rağmen, yürüyen merdiven denen şeyi kullanmadım. Hep yürüyen ve mücadele eden ben oldum. Merdivenin benden daha hızlı yürümesini beklemedim.

Ulusalcılarla hiç anlaşamadım, hatta tehdit bile aldım. Deniz Baykal, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, İlhami Erdil, Bülent Ersoy, Kemâl Kılıçdaroğlu, Mehmet Ali Erbil, Fatma Gül ve Esra Erol her zaman midemi bulandırdı.

Engin Ardıç ve Emre Aköz’ü her zaman alkışladım. Türkiye’nin onlar gibi düşünenlere ihtiyacı olduğunu bilerek yazmaya çalıştım.

****

Devam edecek…